Friday, September 18, 2009

Korku/Korkularimiz

KORKU/KORKULARIMIZ

Yaklasik 4 yildir (oncesi var miydi ya da ilk kez nasil olustu bilemiyorum) ruyalarima kadar giren ve kabusum olan “yilan korkusu” kimine gore bazi tarikatlarda mertebe atlama vesilesi, kimilerine gore zayifliktan kaynaklanan psikolojik bir bozukluk, kimilerine gore ise uzerinde cok da durulmasi gerekmeyen kimilerine gore ise uzerine gidildikce (nasil uzerine gidilir korkunun bilmiyorum) cozulecek bir mesele…


Vietnamda, gunluk hayatinizda, karsiniza heran sizi korkutacak,yerinizden sicratacak biseylerin cikmasi cok normaldir..Mesela, dolabinizi acip birseyler ararken karsiniza pat diye kertenkele cikmasi...ya da kocaman siyah bir bocek ..Yolda yururken onunuzden fare gecmesi…Vietnam halki icin oldukca siradan ustelik bizim bortu bocekten korkuyor olmamiz onlari bi hayli gulduren/eglendiren bir durum..

Buyukleri dusununce…

Burayi ziyaretleri esnasinda M.A. Sengul abinin odasindaki sivrisinekleri bile oldurtmeyecek kadar hassas davranmasi, mendille yakaladigi kertenkelegi hafifce disari atmasi (sadece esi korktugu icin, eminim tek kaliyo olsa onu da yapmayacaktir),bir gezi esnasinda herkesi korkutan bir hadisenin kendisini hic sarsmamasi, yasina ragmen bir haftada farkli kitalari saatlerce ucarak gezmesi..Kendi agzindan dinledigim; bir binanin son katindan gozleri baglanmis sekilde, kim oldugunu bilmedigi sahislar tarafindan kafa ustu sarkitilarak korkutulmaya calisildigi ancak asla ve kata korkunun kucucuk bir emaresinin gorulmedigi Sengul hocam…

Ya Ustad Hazretleri..Yillarca zindanlarda..dagda..sessiz..kimsesiz yerlerde tek basina kalmis olmasi..Ona keza hocaefendi..daha nice diger buyuk zatlarda “korkunun” zerresinin gorulmemesi “korku” dedigimiz seyin “iman”la dogru orantili oldugunu gosteriyor sanirim..

Peki korkusu olan insanlar imani zayif oldugu icin mi korkar?

“Iman sahibi insanlarin korkulari olmaz mi? “ ,”Olursa ne derece olur, olmasi normal midir ya da kesinlikle imani bir zayifliktan mi kaynaklanir?”
Ayni sekilde hani siradan, disardan insanlarin olmasi (gunumuz sartlarinda) belki cok olagan da bizim arkadaslarimizin da depresyona girmesi, altini cizerek soyluyorum “herseyi bilmemize” ragmen olagan mi? Tabi ki insaniz..insani zaaflarimiz ve zayifliklarimiz var ancak..buyuklerde bu tarz seyler hic gorulmemisken bizler nerde, nasil yanlis yapiyoruz ki bu tarz korkularimiz /hastaliklarimiz oluyor( sadece bortu bocekten korkmak degil )…bunalimlara girip cikiyoruz?

Ozetle korku nedir? Derecesi bir muminde ne derece olmalidir?


P.S: Gecen hafta onumden bir yilan gecti…( bu kadar korkuyor olmam ve sehrin ortasinda bu hadiseyi yasiyor olmam beni gunledir dusunduruyor) ..Hani “dizlerimin bagi cozuldu” denir ya..Iste onu, kelimenin tam anlamiyla yasadim diyebilirim..Ve bunun uzerine sizlere bu konuyu acmak ve fikirlerinizi almak istedim..

(Bir de anlattiklarimdan Vietnam ile alakali kafanizda olumsuz bir tablo cizmis olmak istemem...Uzakdoguda bu tip seyler cok normal ve gundelik hayatin bir parcasi..)

5 comments:

Sumeyra Tosun said...

Korku her insanda olması gereken bir heyecandır. Cünkü insanın hayatta kalmasını sağlar. İnsanın en büyük korkusu ölümdür ve diğer bütün korkular bununla ilintilidir. Düşün ki hiçbir şeyden korkmayan bir insan (mesela korkması için gereken hormonlar salgılanmıyor) kendini işlek bir caddenin ortasına atabilir ve büyük ihtimalle sonu hiç de iyi olmayabilir.

Bunun dışında bir de abartılan korkular vardır. Gerçekdışı korkular da diyebiliriz. Fobiler. Bunlar yaşama sürecine katkısı olmayan korkulardır. Mesela köpekten korkmak hatta köpeğin sesinden, resminden vs korkmak gibi. İşte bu tip korkular kişinin yaşam kalitesini (!) düşürdüğü için ortadan kaldırılması gerekir.

Senin bahsettiğin örnek insanlara gelince. Bence onların hayat-ölüm ilişkisi ve hayatı da ölümü de verenle aralarındaki münasebet farklı olduğu için senin benim korkumuz gibi korkular yaşamayabilirler. Ama denge herşeyden mühimidir ki ben zannetmiyorum ki bu insanlar da "haydiii ben hiçbirşeyden korkmuyorum" deyip hayatlarını tehlikeye atsınlar. Çünkü bu da bariz intihara girer.

Çok mu teknik oldu acaba....

Elif Aslan-Bulut said...

Songul, onemli bir konuya deginmissin. ozellikle bayanlar arasinda cok yaygin bir durum. tanidigim insanlarin cogunda farkli fobiler var. kiminde toplum onunde konusma fobisi, kiminde yilan, kiminde kopek, kiminde bocek, kiminde baska bir sey. bizim burda, yani Amerika'da ozellikle hayvan fobisi sizin ordaki gibi tuhaf kaciyor, cunku adamlarda ciddi hayvan sevgisi var. ben kendi cevremde hayvan seven kimse gormedim, yani turkler arasinda. yani fobimiz olmasa da hayvanlari sevmiyotruz (sevimliler haric. belki asil sorun budur, kultur olarak hayvan sevgisiyle buyutulmememiz, hatta korkutulmamiz.

yakindan tanidigm iki insan var, ikisi de imani olarak gipta ettigim kimseler. birinin yogun yilan korkusu, digerinin de sosyal fobisi (toplum onunde konusma)var. imanin guclu olmasi muhtemelen korkulari azaltiyordur, ama fobiye farkli yaklasmak gerekiyor sanirim. benim de kopek fobim var. saldirmasindan cok, havlamasindan korkuyorum en cok. isin garibi diger hayvanlardan korkmuyorum, bocekleri elime almisligim vs. vardir. fakat baskasinin bir korkusuna "yaa nasil korkarsin bundan" demiyorum, bence kimse de dememeli. ya da kendi aklina o anda gecen en kolay cozumu onermemeli. ya sizinle empati kurabilecek bir psikologla ya da mumkunse fobinizi yenmenizi saglayacak bir terapistle calismak. eger kopek fobiniz varsa, bir kac seans sonrasinda kopege dokunmanizi istiyorlar, vs.

velhasil fobiler hassas meseleler. ben kendiminkinin kaynagini buldum, belki bu sekilde kaynagini bulmaya calisma, gerekirse bu noktada da yardim alma iyi bir baslangic olabilir.bir de her mesele de oldugu gibi dua etme. Allah yardimcin olsun.

Ayse Kubra Coskun said...

korkmaktan maksat nedir belki onu biraz daha irdelemek lazim....
neleri korku olarak algiliyoruz...ve bu hic bize verildigine gore -sumeyranin kismen dokunup gectigi gibi- neye hizmet ediyor?
oyle saniyorum ki bizlerin (avamin) korku diye kodladigimiz hissiyat/hormonsal dalgalanma/ duygu-dusunce carpismasi ya da herneyse, buyuklerde de mevcut... ama onlar bunu farkliokuyor, farkli reaksiyon veriyorlar... hatta korkmak duygusunu terbiye edip sicrama tasi olarak kullaniyorlar... her anlamda korkuyu kastediyorum...
belki depresyon da bundan pek farkli degil...
ben diyorum ki "depresip takiliyorum bu gunlerde"... baska birisi'ya yuregim bir celik pencede daraldikca daraliyor, anlayamiyorum, cozemiorum"... baska biri diyor ki"yine guzel rabbim KABZ ismi ile tecelli buyuruyor yuregime"...ihtimal hepsi benze bir duygular hissediyor... ama farkli okuyor... farkli adlandiriyor...farkli reaksiyon veriyorlar...

berfu said...

Merhaba Songul,
Walla cok guzel ve hepimizin hayatinda bir skeilde olan bir konu bu bence..Bu sekilde saglikli bir irdeleme de hosuma gitti..oncelikle bunlari soylemek geldi icimden..

Elif'in yazdiklarina ben de katiliyorum. Amerika'daki gibi bir hayvan sevgisi ile buyutulmedik biz, bunun tesiri vardir muhakkak, HAtta "seni kopege veririm " gibi korkutma cumleleri de bir bilincalti olusturuyor kucukten beri.
Yilan vs. de hakeza. Ama bunun yaninda sinema film gibi seylerde de yilanin bir korkutma sebebi olarak gosterilmesi var. Ben bir baska acidan ele alacagim soyle ki: Yilan, ciyan gibi vahsi hayvanlar cehennemin bir tabakasini olusturacaklar. Ve bu tabakada vahsi hayvanlar ile cehennem azabi var. Dolayisiyla bu hayvanlarin yaratilisinda bir urkutuculuk var bence. Dunyada iken bile cogu insanin cekinip uzak duracagi bir hayvan olmasi bundan olabilir diye aklima geliyor. Bir cesit caydirma unsuru.
Ben de yilan gibi hayvanlara karsi nedense icimde bir urpeti hasil etmesine mani olamiyorum.
Rabbim iki cihanda da bunlarla imtihan etmesin..

SDG said...

Merhaba Berfu

Filmlerde korku araci olmasi,cehennemin bir tabakasini olusturmasi,caydirici unsur vs olmasi tabirlerinle yilanin "korku sebebi" olmasina guzel aciklik getirmissin..

Kubra Ablanin da bahsettigi gibi bir sekilde var olan/olusan korkularimiz ya da ruhsal sikintilarimiz onlari nasil gordugumuz,yansittigimiz ve dillendirdigimizle sanirim ciddi dogru orantili..

"Kabz" ..bir surectir..sikintili bir donemdir ama inanilir ki sonu ferahliktir..Var olan sikintilari ya da korkulari "kabz hali" yada gecici bir donem seklinde gormek bastan "iyilesme ya da daha iyi olmayi" kabul etmektir ki bu da iyi olma surecini hizlandirir,degil mi?

Bir de yasanilan herseyin bir sebebi oldugunu dusunerek...ve bunlara simdilerin kisisel gelisimcilerine gore pozitif anlamlar yukleyerek bize gore ise "iyi dusunmek,iyi olacagini umit ederek...yasanilan kabz halini ya da korku durumunu en hafif sekilde atlatilabilecegini gosteriyor..

Soylenilen her olumsuz soz,cumle farkli olumsuzluklara sebep olup iyilesme yada iyi olma surecini uzatiyor sanirim..

Bu anlamda Kubra Ablanin dedigi gibi herkes farkli seviyelerde farkli korkular ya da sikintilar yasiyordur mutlaka ancak hadiselere bakis acimiz ,onlari yorumlamamiz ve bazi meselelerdeki derinligimiz ise farkli farkli reaksiyonlar vermemize sebep oluyor..

Post a Comment