Wednesday, June 3, 2009

es-ki-ler-den

Yeşil İncir Reçeli

Sonunda Türkiyedeyimmmmm : ) Bazı dostlarıma sürpriz yapacağım için sizlerden vedalaşamadan sessiz sedasız bir ayrılık dönemi geçirdim, bu dönem bence uzun olsada sizce nasıldı bilemeyeceğm.

Tabi bende bu uzun süreç içersinde boş durmadım, listeme ve fotoğraf albümüme bolca tarifler ve bunların resimlerini ekledim. Arşivim doldu anlayacağınız hepsi yüklenmeyi bekliyor.

Bakalım listede yüklenmeyi bekleyen tariflerden bazıları nelermiş?

  • Fiillodan kıymalı börek
  • Tortilladan peynirli börek
  • Susamlı mahlepli minik toplar
  • Cevizli kıtır kurabiyeler
  • Milföylü lolıpop börek
  • Lahmacun
  • Mevsim salata

Bunlar ben Amerikadayken listeme eklediklerimin bir kısmıydı, şimdi Türkiyedeyim ve tariflerime burdan devam edeceğim. Yalnız bu sefer tarifler yapan kişilerin kendi ağızlarından bire bir olacak ben sadece resmedeceğim.

Ilk tarifim benım çoooook ama çooook sevdiğim incir reçeli. Yapımını çook merak etmeme rağmen inciri nereden bulacağım endişesi tarif aramama hep engel olmuştu. Bulduğum zamanlarda iştahla yediğim, bulamadığım zamanlarda iç geçirdiğim, herşeye rağmen çook ama çook sevdiğim bir reçel. Bu tarifimde İncir reçelini yapmak sevgili kayınvalidem Zehra Özarslana, fotoğraflarını çekip tarifi yazmaksa bana düşüyor.

Herşey Trden geldiğim o gün başladı. Eve geldiğimde hazırlanmış mükellef bir kahfaltı sofrası ve de masanın en nadide köşesinde yerini almış benım sevgili incir reçelim vardı. Tarifi nasıldı? Şöyle miydi, böyle miydi derken öğle vakitlerinde önümüze koyulan 2 kg kabukları soyulmamış incirlerle başbaşa kalmamızla başladı. İncirlerin sütleri ellerimizi yakmasın diye ellerimize büsbüyük gelen large beden eldvienlerle minicik, minicik o incirleri nasıl daha pratik ve kolay soyabilirizin fırtınaları esiyordu beyinlerimizde. Bir, iki, üç, beş, on yirmi derken soyduklarımız gözümüze az gelmeye ve poşetin içindeki incirler giderek çoğalmaya başlıyordu. Nihayet Ayşe den pratik bir öneri geldi “Salatalık soyacağı” evde malesef iki adet soyacak olduğu için, soyacakları kapan iki şanslı kişiden biri ben oldum : ) Böylece soyma işlemi hız kazanmış oldu. Ara sıra da Kayınbabam Niyazi bey soyduğumuz incirler için notlandırmalarda bulundu. Kim daha ince soymuş? Kim daha çok soymuş? puanlama yaptı. Ayşe ile ikimiz notlandırma kısmında payımıza düşen en yüksek puanı kaptık. Neden mi? Soyacağı kapan diğer şanslı kişiden biri de Ayşeydi : ) Bu anı unutmayalım diye, masadan kalkmadan resmedelim derken aklıma birden neden bu tarifi vermıyorumun şimşekleri çakıverdi ve işte tarifi verme hikayesi de böylece başlamış oldu.

Tarifi verme uğrunda en sevdiğim dizimi izleyemesemde, azmedip hepsini resmettim. Şimdi sizleri bu çook sevdiğim incir reçelinin tarifiyle başbaşa bırakıyorum.

Malzemeler

  • 1 kg Yeşil (yaş) incir
Şerbeti İçin
  • 2 kg şeker
  • 1 su bardağı su
  • 2 adet limon suyu
Arzuya göre içi için

  • Damla sakızı (dövülmüş) (Limonun ekşiliğini alması için)
  • Karanfil
Yapılışı

  • incirinizin kabukları soyulmamışsa incecik soyun
  • soyulan incirleri yıkayın ve orta boy bir tencereye alın.
  • üzerini kaplayacak kadar suyu tencereye koyun.
  • kaynayana kadar orta ateşte ocağın üzerinde tutun.
  • Kaynadıkdan sonra suyu dökün.
  • Tel süzgece alıp incirlerin ılımasını bekleyin.
  • ılıyan incirleri birer ikişer avucunuza alarak nazikçe sıkıp sularını akıtın.
  • Bu arada şerbeti hazırlayın.
  • İncirlerin bir kısmına (yaklaşık 8-10 tanesine) incirlerin alt kısımlarındaki minik deliklere karanfilleri yerleştirin.
  • Bir kısmına da dövülmüş damla sakızlarını yerleştirin.
  • İncirleri kaynamakda olan koyu kıvamlı şerbetin içine atın.
  • incirler şeffaf renk alana kadar orta ateşte kıvamı gelene kadar pişirin.
  • Piştikden sonra ocağın altını kapatın ve soğuması için tencerede bekletin.
  • Kavanozların içine koyup buzdolabında muhafaza edin.
  • Kahfaltı ve ikindi çayında servis etmeyi sakın ama sakın unutmayın.
Afiyet Olsun.

Tarifi en ince ayrıntısına kadar bana anlatıp, en sevdiğim incir reçelini ben TR ye gelmeden önce ben çoook seviyorum diye birkaç gün öncesinde yapan ve blogda bu tarifi yayınlayabilmem için tekrardan birebir gösteren, Kayınvalidem Zehra Özarslan a teşekkürü borç bilirim.Ellerinize sağlık.

Kayınvalidemden diğer tarifler ise çook ama çook yakında...