Saturday, September 19, 2009

Obama'nin Saglik Reformu

New Hampshire’dan Lori Hitchhook, serbest meslek sahibi ve iş kurmaya çalışıyor. Fakat, Hepatit C hastası olduğundan masraflarını karşılayacak bir sigorta şirketi bulamıyor.
Başka bir Amerikalı, kemoterapi sürecindeyken sağlık sigortası kesildi. Çünkü sigorta şirketi safra kesesi taşı olduğunu farketti. Adam sigortaya başvurduğu sırada henüz bu hastalığını bilmiyordu. Tedavisi geciktiği için öldü.
Bu iki olayı da Amerika Başkanı Barack Obama, 15 Ağustos 2009 tarihli New York Times gazetesinde yazdı. Obama, 2007 yılında ülke genelinde yapılmış bir araştırmaya dayanarak, son 3 yılda, 12 milyon Amerika’lının sigorta şirketleri tarafından mağdur edildiğini ifade etti. Araştırmaya göre, sigorta şirketleri hasta olan vatandaşların masraflarını karşılamayı reddediyor, ya da belli hastalıkları karşılamıyor veya daha yüksek masraf karşılığında sigorta yapıyor.
Obama’nın, sigorta şirketleriyle ilgili açıklamalarının sebebi, sağlık reformunun neden acilen bu sene geçmesi gerektiğini Amerikalilara anlatmaktı. Hali hazırda sigortası olmayan 46 milyon Amerikalının bu açıklamaya ihtiyacı yok şüphesiz. Fakat, Obama, reformun, sigortası olan Amerikalılar için de aynı derece de önemli olduğunu ve aciliyet gerektirdiğini ifade etti. İşte, sağlık reformunun Amerikalılara, özellikle ailelere kazandıracakları:
Birincisi, eğer sağlık sigortanız yoksa, kendiniz ve aileniz için uygun fiyata sigorta yaptırma imkanınız olacak,ve bu sigorta başka bir yere taşınsanız da, iş değiştirseniz de, işinizi kaybetseniz de sizinle kalacak.
İkincisi, sağlik reformu, aşırı yüksek olan sigorta masraflarını kontrol altına alacak. Bu da ailenizin masraflarının azalacağı anlamına geliyor.
Üçüncüsü, Medicare programının kapsamı genişleyecek. Bu sayede, sigortası olmayan milyonlarca düşük gelirli aile sigorta kapsamına girebilecek. Aynı şekilde Medicaid programı da daha işlevsel hale gelecek. Böylece, ödenen vergilerin çoğu sigorta şirketlerine değil, yaşlıların bakımına ayrılacak. Sağlık reformu, aynı zamanda, yaşlı vatandaşların reçeteli ilaçlari için ödedikleri miktarı da azaltacak.
Dördüncüsü, reform, Amerikalı’ların sigorta şirketlerine karşı temel tüketici haklarını güvence altına alacak. Bu sayede, şirketler, var olan hastalıklarınızdan dolayı sizi sigortalamayı reddedemeyecekler. Hastalandığınızda sigortanız kesilmeyecek. Cepten harcanan paraya sınır getirilecek. Obama’nın ifadesiyle, Amerika’da hiçkimse, hastalandığı için beşparasız kalmayacak.
En önemlisi, reform sayesinde, sigorta şirketleri rutin check-upları, hastalık öncesi yapılan diğer testleri kapsama dahiline alacak. Göğüs kanseri, prostat kanseri gibi hastalıklar erken teşhis edilebilecek. Bu sayede, hem hayat kaybı hem de para kaybı önlenecek.

Friday, September 18, 2009

Korku/Korkularimiz

KORKU/KORKULARIMIZ

Yaklasik 4 yildir (oncesi var miydi ya da ilk kez nasil olustu bilemiyorum) ruyalarima kadar giren ve kabusum olan “yilan korkusu” kimine gore bazi tarikatlarda mertebe atlama vesilesi, kimilerine gore zayifliktan kaynaklanan psikolojik bir bozukluk, kimilerine gore ise uzerinde cok da durulmasi gerekmeyen kimilerine gore ise uzerine gidildikce (nasil uzerine gidilir korkunun bilmiyorum) cozulecek bir mesele…


Vietnamda, gunluk hayatinizda, karsiniza heran sizi korkutacak,yerinizden sicratacak biseylerin cikmasi cok normaldir..Mesela, dolabinizi acip birseyler ararken karsiniza pat diye kertenkele cikmasi...ya da kocaman siyah bir bocek ..Yolda yururken onunuzden fare gecmesi…Vietnam halki icin oldukca siradan ustelik bizim bortu bocekten korkuyor olmamiz onlari bi hayli gulduren/eglendiren bir durum..

Buyukleri dusununce…

Burayi ziyaretleri esnasinda M.A. Sengul abinin odasindaki sivrisinekleri bile oldurtmeyecek kadar hassas davranmasi, mendille yakaladigi kertenkelegi hafifce disari atmasi (sadece esi korktugu icin, eminim tek kaliyo olsa onu da yapmayacaktir),bir gezi esnasinda herkesi korkutan bir hadisenin kendisini hic sarsmamasi, yasina ragmen bir haftada farkli kitalari saatlerce ucarak gezmesi..Kendi agzindan dinledigim; bir binanin son katindan gozleri baglanmis sekilde, kim oldugunu bilmedigi sahislar tarafindan kafa ustu sarkitilarak korkutulmaya calisildigi ancak asla ve kata korkunun kucucuk bir emaresinin gorulmedigi Sengul hocam…

Ya Ustad Hazretleri..Yillarca zindanlarda..dagda..sessiz..kimsesiz yerlerde tek basina kalmis olmasi..Ona keza hocaefendi..daha nice diger buyuk zatlarda “korkunun” zerresinin gorulmemesi “korku” dedigimiz seyin “iman”la dogru orantili oldugunu gosteriyor sanirim..

Peki korkusu olan insanlar imani zayif oldugu icin mi korkar?

“Iman sahibi insanlarin korkulari olmaz mi? “ ,”Olursa ne derece olur, olmasi normal midir ya da kesinlikle imani bir zayifliktan mi kaynaklanir?”
Ayni sekilde hani siradan, disardan insanlarin olmasi (gunumuz sartlarinda) belki cok olagan da bizim arkadaslarimizin da depresyona girmesi, altini cizerek soyluyorum “herseyi bilmemize” ragmen olagan mi? Tabi ki insaniz..insani zaaflarimiz ve zayifliklarimiz var ancak..buyuklerde bu tarz seyler hic gorulmemisken bizler nerde, nasil yanlis yapiyoruz ki bu tarz korkularimiz /hastaliklarimiz oluyor( sadece bortu bocekten korkmak degil )…bunalimlara girip cikiyoruz?

Ozetle korku nedir? Derecesi bir muminde ne derece olmalidir?


P.S: Gecen hafta onumden bir yilan gecti…( bu kadar korkuyor olmam ve sehrin ortasinda bu hadiseyi yasiyor olmam beni gunledir dusunduruyor) ..Hani “dizlerimin bagi cozuldu” denir ya..Iste onu, kelimenin tam anlamiyla yasadim diyebilirim..Ve bunun uzerine sizlere bu konuyu acmak ve fikirlerinizi almak istedim..

(Bir de anlattiklarimdan Vietnam ile alakali kafanizda olumsuz bir tablo cizmis olmak istemem...Uzakdoguda bu tip seyler cok normal ve gundelik hayatin bir parcasi..)

Thursday, September 10, 2009

SYM-9

Monday, September 7, 2009

George Metesky (The Mad Bomber) vs. Dr. James Brussel

Metesky (yandaki resim), 1940 ile 1957 yılları arasında New York eyaletinin heryerinde aktif olarak bombalar patlatan bir seri bombacıdır. İlk bombası 16 Kasım 1940 da Consolidated Edison Binasında (Amerika’nın temel enerji kaynaklarının olduğu bir bina) bulunmuştur. Bomba patlamamıştır ve zaten bombacı da patlamasını istememiştir çünkü bombanın yanına “CON EDISON ÜÇKAĞITÇILARI, BU SİZİN İÇİN” yazan bir not bırakmıştır. Eğer bomba patlasaydı bu not da yanacağı için bombayı çalışanlardan birinin bulmasını sağlamıştır. Ne bombanın ne de notun üzerinde parmak izi ya da herhangi bir kanıta raslanmamıştır. Bu olaydan yaklaşık bir yıl sonra bir caddede yine patlamamış bir bomba bulunur. Bu bomba da amaçlı olarak patlatılmamıştır çünkü bomba saatli bir bombadır ve saati kurulmamıştır bile. Bu olaydan üç ay sonra Amerika savaşa girmiştir ve bombacı da Manhattan Polisine savaş boyunca bomba yapmayacağını ve bunun vatanseverlik duygularından kaynaklandığını belirten bir mektup yazmıştır. Savaş bittikten sonra 29 Mart 1950 de Büyük Merkez İstasyonunda (Grand Central) üçüncü patlamamış bomba bulunmuştur ve bu bomba Con Edison binasındaki bomba ile aynı yapıdadır, sadece 9 yıllık bir tecrübenin ardından daha profesyonelce yapılmıştır. Dördüncü bomba ise New York Halk Kütüphanesinin içindeki bir telefon kulübesinde patlamıştır. Diğer bir bomba Grand Central de, ardından da otuzu aşkın bomba genelde halkın yoğun olduğu yerlerde patlamıştır.

New York’lu bir psikatrist olan Dr. James Brussel (yandaki resim) bu olayı merak etmiş ve dedektif Finney’in kendisine dava dosyalarını getirmesiyle bombacının profilini çıkartmaya başlamıştır. Ona göre bombacı erkektir ve Con Edison’nın eski çalışanlarından biridir. Şirketin kendisine zarar verdiğini düşündüğü için onlardan intikam almak istemektedir. Orta yaşlıdır, çünkü paranoya genelde 35 yaşlarında doruğa ulaşır ve bombacı da 16 yıldır aktiftir. Dolayısı ile 50 yaşlarında olması beklenmektedir. Bombacı işinde ustadır ve çok düzenli bir biçimde çalışmaktatdır, çünkü bombalar özenle hazırlanmıştır ve ardından kanıt bırakılmamıştır. Yabancı uyrukludur ya da vaktinin çoğunu yabancılarla geçirmektedir çünkü mektuplarında hiç argo kullanmamış ve çok resmi bir şekilde yazmıştır. Slav’dır ve büyük ihtimalle Katoliktir çünkü kültürel olarak Doğu Avrupa’da silah olarak bomba kullanmak yaygındır ve Slavların çoğu Katoliktir. Bombacı her ne kdar bombalarını hep New York’ta patlatsa da kendisi Connecticut’ta yaşamaktadır çünkü gönderdiği mektuplardan bazılarını iki eyaletin arasında bir şehir olan Westchester’dan göndermiştir ve Connecticut’ta Doğu ve Orta Avrupalı topluluklar yoğunlukla yaşamaktadır. Bombacının ödipal kompleksi vardır ve diğer ödipal kompleksi olanlar gibi evil değildir ve annesi olmayan bir bekar bayan yakın akrabası ile yaşamaktadır. Büyük ihtimalle annesini genç yaşında kaybetmiştir. Çünkü Dr. Brussel bombacının mektuplarındaki W harflerini göğse benzer şekilde yazdığını farketmiştir.

Metesky, 1957’de yakalanmıştır ve aynen Dr. Brussel’in çıkardığı profile uygun çıkmıştır. Bu olay çıkarılan ilk profil olayıdır. Daha sonra 1978’de FBI Psikolojik Profil Programını, Davranış Bilimleri Biriminde (Behavioral Science Unit) başlatmıştır.

Thursday, September 3, 2009

Sakızlı Etimek Tatlısı


Sizde Bolulu Hasan Usta'nın Sakızlı Muhallebisini özleyen o hasret grubunun içerisinde misiniz?
Sizde sütlü tatlıları pek sevmem, zaten yapmasını da beceremem diyenlerden misiniz?
Sizde hem hafif, hem pratik hemde lezzetli bir tarif arayanlardan mısınız?
Cevabınız EVET'se o zaman doğru zamanda, doğru yerdesiniz :))
Bu Tatlıyla ilk tanışmam Fatma'nın evinde olmuştu, akşamın ilerleyen saatlerinde ikram ettiği zaman kilo alırım korkusuyla tabağımdaki dilimin yarısından çoğunu mutfağa giderek geri bırakmamla başlamıştı bütün pişmanlığım. Tabağımdaki bu taddan bir çatal alıp ağzıma atınca neden nasibimi teptim diye içimden baya bi hayıflanıp, üzülmüştüm. Ağızda bıraktığı o muhteşem eşssiz tadın vermiş olduğu cesaretle hem bıraktığım kısmı gidip geri aldım hemde bu tadı birdaha nerden bulacağım düşüncesi ile 2 dilim daha ekstradan rica etmiştim. O gün yediklerim bana yağ olarak geri dönmüş olsada yaptığımdan pişman değilim :)))) Birdaha olsa birdaha yerim :)))
Tarifini aldığımda tutturabildiğim ender sütlü tatlılardan biridir bu, robotum bozulana kadar haftada en az iki kere yapıyordum, şimdilerde ise çok özlediğim bir tatlı olarak hayallerimi süslerken sizinle de paylşayım istedim, yeni bir robot alana kadar galiba şimdilik bende bu resimlerle iadare etmem gerekiyor, hani olurda tarifi deneyip bir bak bakalım seninki gibi olmuş mu diyen hünerli ellerin tekliflerine de açık olduğumu burdan ilan ediyorum efendimmmm :)))

Malzemeler
  • 1 lt süt.
  • 3 kahve fincanı un.
  • 3 Yemek kasigi misir nisastasi
  • 10 yemek kaşığı şeker.
  • 1 stick (8 yemek kaşığı veya 125 gr) tuzsuz tereyağı ya da yarım stıck tereyağı + 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 adet falım damla sakızı (benim gibi damla sakızını çok seviyorsanız iki tane de kullanabilirsiniz)
  • İsteğe göre 1 paket vanilya
  • 1 paket tuzsuz Etimek (Bulamaz iseniz herhangi bir tanesi de olabilir)

Karamelize için

  • 1 su bardağı şeker.
  • 1 su bardağı ılık su

Yapılışı

  • Yag orta ateste eritilir, kopurmeye basladiginda un ilave edilir.
  • Unla yağ ortalama birkaç dakika kavrulur, süt yavaş yavaş ilave edilir ve topaklanmaması için sürekli karıştırılır.
  • Kıvamı muhallebi gibi olduğunda şeker ilave edilir, eğer çok sert kıvamlıysa birazdaha süt ilavesiyle inceltebilirsiniz ya da benım gibi hazelnut cremasından biraz ekleyebilirsiniz.
  • Damla sakızı küçük parçalara ayırıp muhallebinin içine atıp sakızların erimesini sağlayın.
  • Ocağın altını kapattıkdan 5 dakika sonra vanilya ekleyip karıştırın.

  • Şekeri orta ateşte hafif yakıp üzerine ılık su ilave ederek pürüzsüz bir şerbet elde edene kadar karıştırın.
  • Fokurdamaya başlayınca altını kapatın.
  • Muhallebinin yarısını robotda en az 10 dakika çırpın (El mikseri aynı tadı vermiyor)
  • Büyük boy borcamı hafifçe ıslatın ve suyunu süzün.
  • Çırpılan muhallebiyi borcama dökün. Kalan diğer yarısını da en az 10 dakika çırpın.
  • Etimekleri birer birer şerbetin içine atıp önlü arkalı şerbetleyelin.

  • Muhallebinin üzerine etimekleri sırayla dizin. Artan şerbeti kaşıkla etimeklerin üzerine tekrardan dökebilirsiniz

  • Çırpılan diğer muhallebiyi etimeklerin üzerine dökün.
  • En az 1 gece buzdolabında bekletin.
  • Dilimleyerek üzerini istediğiniz şekilde süsleyip servis yapın.

***Afiyet olsun, yaptığınızda beni çağırmayı unutmayın :)) Resimlerin daha yakından incelemek isterseniz üzerlerini tıklayabilirsiniz.

Haşhaşlı

Eskişehir' li biri olarak bu tarifi memleketim tadında yapabildiğim ve az da olsa hasretimi dindirebildiğim için mutluyum, guruluyum :)), Sahurlarınızda, akşam çayınızın yanında, gezmelerde tozmalarda arkadaşalrınızla yiyebileceğiniz ve de olara yedirebileceğiniz müstesna bir tad. (Çok mu iddialı oldu ne :))

Tadı ise pastanedeki poğaçaları aratmayacak cinsten, denediğnize pişman olmayacağınız bir lezzet zira görüntüler bunun ispatı :))

Ne diyelim kolay gelsin şimdiden denemek için kolları sıyıranlara, afiyet olsun resimleri görünce; Aaaa bunu ben daha önce tadmıştım diyen şanslı gruba :))

Malzemeler
  • 1 su bardağı ılık su.
  • 1 su bardağı ılık süt.
  • 2 yemek kaşığı toz maya.
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 2 yumurta (1 yumurta sarısı ve iki yumurta beyazı içine kalan bir sarı üstüne )
  • 5 çay kaşığı tuz
  • Alabildigine un (Kulak memesi yumuşaklığına gelene kadar yoğurun)

İç Malzemesi

  • 3 yemek kaşığı çekilmiş haşhaş (Amerika da poppy şeklinde olanları blendırın içine atıp yağla birlikte haşhaş kokusunu verene kadar çekip ezilmiş haşhaş elde edebiliyormuşsunuz, zira ben denemedim, haşhaş ezmesini bulmakta sıkıntı yaşayanlar bu alternatifi deneyebilirler)
  • 3 yemek kaşığı tahin (ben bu tarifimde ekleyemedim evde bittiği için, eklenirse muhakkaki tadı çok güzel oluyor, eğer yoksa eklenmeyebilirde)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ tercihen zeytinyağı (Az gelirse ilave edilebilir)
  • 2 yemek kaşığı toz şeker.
  • 1 su bardağı dövülmüş ceviz.

Yapılışı

  • Malzemelerden sıvıyağa kadar olan kısmı yoğurma kabına alıp hepsini kabın içine döküp karıştıralım, mayanın gelmesi için ortalama 5-10 dk. bekleyelim.
  • Hamur mayalanırken iç malzemesini kavurmak için orta boy tavaya haşhaşı, sıvıyağı, tahini ve şekeri koyup orta ateşte tavadaki malzemeler eriyene kadar karıştıralım.
  • Köpük köpük olunca ocağın altını kapatalım ve soğumaya bırakalım.
  • Karışım başta çok cıvık gelebilir, durdukça koyulaşıyor endişe etmeyin, olurda beklenenden daha katı bir kıvamı olursa yavaş yavaş sıvıyağ ilavesiyle tekrar inceltme yapabilirsiniz.
  • Maya geldiğinde yani karıştırma kabindaki karışım köpük köpük olduğunda kalan diğer malzemeleri ekleyip kulak memesi kıvamında bi hamur yoğuralm.
  • Yoğurma kabının içini hafif yağlayıp içindeki hamurlar birlikte üstünü kapatıp dinlendirelim. Hamur iki katı büyüklüne ulaşana kadar bekletelim.

  • Hamurdan yumruk büyüklüğünde parçalar alarak elimizle açalım.
  • içine haşhaşlı karışımdan dökelim ve hamuru elimizle kenarlarında yavaş yavaş çekerek hamuru inceltelim. Üstüne 1 yemek kaşığı kadar ceviz serpelim.
  • Hamurun ucundan başlayarak rulo halinde sıkıca saralım.
  • Hamurun bir ucundan tutup diğer ucunu ters yönde saralım.
  • Hamurun tuttugumuz ucu içte kalacak şekilde içten başlayarak uca doğru saralım.

  • Yağlanmış tepsiye şekil verdiğimiz haşhaşları dizelim.
  • Üzerlerine fırça ile haşhaşlı karışımdan sürelim.
  • Onun üzerine ayırdığımız yumurta sarısının içine çok az sıvıyağ ekleyelim, karıştıralım ve hamurların üzerine nazikçe sürelim.
  • İsteğe göre üzerine kavrulmuş susam, çörek otu, toz haşhaş veya kırılmış ceviz serpebiliriz.
  • Hamurlar iki katı büyüklüne ulaştığnda 375-400 F da (190-200 C) 13 dakika pişirelim.
  • Fırından çıktıklarında üzerini kağıt havlu ile örtüp yumuşamalarını sağlayalım.
** Afiyet olsun :)) (Resimleri büyük görmek için üzerlerini tıklayın)