Wednesday, May 13, 2009

Walden Two Toplumu 1

Geçenlerde izlediğim Zeitgeist Addendum adlı belgesel (Bu websitesinden Türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz: http://video.google.com/videoplay?docid=-3127984250073808259&ei=UcAHSqneGoH4-wH9n_XkCg&q=zeitgeist+addendum+t%C3%BCrk%C3%A7e&hl=en) bana bir kaç yıl önce okuduğum bir kitabı hatırlattı. Kitabın adı Walden Two ve psikoloji biliminin babalarından biri olarak kabul edilen B. F. Skinner tarafından yazılmış bir ütopya. Skinner katı bir davranışçı olarak bilinir yani insanların sadece gözle görülebilen davranışlardan ibaret olduğunu ve ödül-ceza yöntemi ile davranışlara istenilen şeklin verilebileceğini savunur. Tabii ki Walden Two ütopyası da böyle bir davranış mühendisliği sonucunda oluşturulmuş bir toplumu anlatmakta.
Walden Two küçük experimental ve komünal yaşam süren bir toplum. Bu toplum, bilimsel veriler ve geliştirilmiş son teknolojiler doğrultusunda yaşamı en kolaylaştıracak şekilde dizayn edilmiş. Para diye bır kavram yok, sadece bu toplumda yaşabilmek için günde sadece dört işçi kredisi kazanmak yeterli. Bu da ortalama günde dört saat çalışmaya tekabul ediyor ve bu sayede Walden Two’daki her türlü imkanlardan faydalabiliyorsun. Peki dört saat bir toplumun bütün işlerinin görülmesi için nasıl yeterli oluyor? Yeterli oluyor çünkü dışdünyada zaman çok fazla israf ediliyor,mesela deneysel olarak günlük çalışma verimi ilk dört saat çok yüksekken ikinci dört saatte fazlasıyla düştüğü bulunmuş. Bunun dışında dışdünyada pek çok işsiz insan olduğu için iş sahipleri daha fazla çalışmak zorunda kalıyor. Ayrıca insanlar patronları için değil de kendileri için çalıştıklarında çok daha verimli işler ortaya çıkarıyor. Zaten Walden Two’da bankacılık, reklamcılık gibi para ile ilgili mesleklere ihtiyaç olmadığı için ayrıca yemekler birlikte yendiği ve ev işleri yapmak gerekmediği için bu tip işlere ayrılan iş gücü de direkt olarak dışdünya da 8 saat olan günlük çalışma zamanını Walden Two’da dörde kadar düşürüyor. Bu durumda insanlar kalan boş zamanlarını; ki bu zaman, dışdünyadaki bir lütuf olarak algılanan“boş zaman” gibi değil, bilim ve sanat gibi şeylerle geçiriyor. Ve tabii ki herşey öğrenilebildiği için doğuştan getirilen yetenek diye bir anlayış yok, insanlar yeterince zaman bulup pratik yapabildikleri için dünyaca ünlü sanatçılara taş çıkarabilecek eserler ortaya koyuyorlar.

1 comments:

Aslıhan Duran said...

Gerçekten ilginç bir ütopya. Ama kulağa hoş geliyor.

Post a Comment